Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Az Bulutlu
16°C
Bursa
16°C
Az Bulutlu
Perşembe Çok Bulutlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
17°C
Cumartesi Çok Bulutlu
18°C
Pazar Hafif Yağmurlu
17°C
DOLAR
18,6383
EURO
19,5595
ALTIN
1.062,08
BIST
4.988,10
Yeşil BursaBursa HaberBursa GündemBursa MagazinBursa Nöbetçi EczanelerBursa Yaşam, Bursa Hava DurumuBursa Namaz VakitleriBursa RehberiBursa Mekanlar

Bizi Takip Edin




Gölyazı’nın şiiri Apollon Krallığı’nın merkezinde

Gölyazı’nın şiiri Apollon Krallığı’nın merkezinde
17 Haziran 2022 15:19
0
A+
A-

Annemin köyüne selam vermeden olmazdı. Selanik muhaciri olan dedemlerin dilinde burası Gölyazı değil, Apolyont. Peki, bu adın kökeni nereye dayanıyor? Kasaba, milattan önce 2’nci yüzyılın ortalarında kurulduğu tahmin edilen Apollon Krallığı’nın merkezi. Malum antikçağ Anadolu’sunda şiir tanrısı Apollon adına yapılmış dokuz kent mevcut. Burası, Rhyndakos(Mustafakemalpaşa) Çayı kenarında kurulduğu için Apollonia ad Rhyndacum diye anılan bölge. Gölyazı’nın civarında başka adalar da mevcut. Sadece suların değil, efsanelerin de çevrelediği ve Bizans döneminde manastıra çevrilen Kız Adası mesela. Buradaki tapınak, görkeminden dolayı Roma devrindeki paralarda resmedilmiş. 198-217 yılları arasında hüküm sürmüş 22’nci Roma İmparatoru Carakalla adına basılan sikkelerin ön yüzünde bu tapınak varmış. Eski tapınağın taşları, Haydarpaşa İskelesi’nin yapımında, başka bir ayrılığın istasyonunda kullanılmış. Bu dönemde sandal sefası yapmadan ve suya bakıp güneşi batırmadan dönmeyin.

Karagöz’e selam

Çekirge Caddesi üzerindeyiz. Solunuzda ‘Mevlidi Şerif’in şairi Süleyman Çelebi, sağınızda Karagöz ve Hacivat’ın anıt mezarı. İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, “Karagöz’ün büyüklüğü varlığında değil, yokluğundadır” derken nokta atışı bir tespit yapar. Çünkü imparatorluğun kuruluş demlerinde Şeyh Küşteri marifetiyle hayal perdesine yansıtılan Karagöz ile Hacivat hakkındaki bilgiler flu. Buna rağmen Sabri Esat Siyavuşgil’in tarifiyle söylersek; halk, hayal perdesinin Bursa’da kurulduğuna inanır. Hal böyle olunca popülaritesi hiçbir zaman düşmeyen ve her çağda yenilenen Karagöz ve Hacivat’ın önünde saygıyla eğilelim. Onların çini rölyefleri önünde hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra yolun karşısındaki, Türkiye’nin ilk Karagöz Müzesi’ne de gidin. Böylesi bir yapıyı ayaklandıran Şinasi Çelikkol’a da hürmetlerimizi iletelim.

Osmanlı’nın en eski kitabesi nerede?

İznik; kuşkusuz Bursa’nın en güzel ilçesi. Adını verdiği gölün etrafına kurulmuş, antik devirlerden modern zamanlara uzanan bir yüzük taşı. Roma’nın kendini gösterdiği (ki Roma yolu halen mevcut), Bizans’ın 1204 Latin işgali sonrası sığındığı melce ve küllerinden doğduğu başkent, Selçukluların Anadolu’daki ilk payitahtı, Osmanlı’nın ilk medreseyi kurduğu yer… Hadi bir kez daha yineleyelim: İznik; Sarı Saltuk’un rüyası, Davudu Kayseri’nin din-ilim aynası, Cem’in gerçekleşmeyen kehaneti, Şeyh Bedreddin’in ‘sessiz ev’i. Bu küçük kasaba Hıristiyanlar için Vatikan ve Kudüs’ten sonra kutsal kabul edilen 3’üncü şehir. Çünkü İseviliğin kurumsallaştığı ‘İznik Amentüsü’ burada tamamlandı. Bir soru daha: Osmanlı’dan günümüze ulaşan en eski kitabe, Hacı Özbek Camisi’nin neresinde?

Dertli âşıklar tabibi

Bursa’nın Osmanlı sufiliğinde önemli bir yeri var. ‘Şehrin tasavvufi boyası’ diye tarif ettiğim Celvetiliğin piri Üftâde Hazretleri’nin kapısını çalalım: Arapça ‘celâ’ kelimesinden türeyen ve aşikâr olmak, ortaya çıkmak demek olan celvet, ‘halvete giren kulun kendi benliğini, varlığını yok ederek Hakk’ın sıfatları ile halvetten çıkması ve Hak’ta fani olması’ anlamına geliyor. Aziz Mahmud Hüdayi’nin, mürşidi Üftâde Hazretleri’nden öğrenerek sistemleştirdiği Celvetiyye, Anadolu ve Rumeli’de yaygınlık kazanacak, Osmanlı coğrafyasını mayalayacaktır. Şimdi ‘Boğaz’ın Dört Muhafızı’ndan biri olan Hüdayi Dede’nin şeyhine söylediği şiirle, Üftâde Camisi ve türbesinden ayrılalım: “Dertli âşıklar tabibi Hazreti Üftâde’dir / Bağı aşkın andelibi Hazreti Üftâde’dir…” Meraklısına not: Büyük mürşit Üftâde’nin tekkesine gitmek isteyen Tahtakale’den Aydede minibüsüne binsin. Dergâhın kapısını açınca, siz de Tanpınar’ın ‘Huzur’da söylediği gibi, “Ben o zamanlar gelseydim muhakkak Celveti olurdum” der misiniz? Bu arada Üftâde’nin komşusu sayılan Haraççıoğlu Medresesi’ne de mutlaka uğrayın. ‘İkinci zaman’ bahçesinde keyfinize göre yorgunluk kahvesi ya da çayı içerken Zeki Müren’in mahallesinden nağmeler duyacaksınız.

‘Boğaziçi Mehtapları’nda Tirilye zeytini yenir

Mudanya, özellikle İstanbulluların deniz otobüsleriyle aşina oldukları bir istasyon. Bu ilçeyi başka bir yazıya havale edelim, siz batı yönünde ilerlemeye devam edin. Eskinin Rum kasabası Siği’nin ardından Tirilye’ye varacaksınız. Bu balıkçı kasabası, şarap ve zeytiniyle ünlü. Zeytin demişken; Abdülhak Şinasi Hisar, ‘Boğaziçi Mehtapları’nda rengi mora çalan bu zeytini pek bir över. Eski sokakları, Taş Mektep’i, Fatih Camisi, Tabut Evi, postanesi, Dündar Evi, Kemerli Kilisesi ile büyük ölçüde kendini muhafaza ve müdafaa eden bir yer Tirilye; görmeden geçmeyin.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: